İMKANMEKAN : KİTAP


















Bekçi [ , ] kulübesine koştu .


Yukarıdaki cümle, noktalama işaretleriyle anlamın nasıl değiştiğine dair sıklıkla verilen örneklerden biridir.

Virgülün yokluğu, cümlenin dizilimini değiştirmeden, koşan bekçiyi özne olmaktan çıkarır ve yerine gizli özneyi koyar.

Sıfatlar, edatlar, zarflar ve yüklemler arasında gezinen noktalama işaretleri, anlamı zihnimizde tekrar kurabilir ve bağlamı bütün kast edilen anlamları ile aklımızda yeniden oluşturabilirler.

Mevcut fiziksel çevre içinde her tür yapının varlığıyla olan bağlarımız, o yapıların kendi öz değerleri ile olduğu kadar, çevreleriyle birlikte ürettikleri anlam ile de ilgilidir.

İmkanmekan grubunun bir süredir üzerinde çalıştığı ve biriktirdiği, damıtmaya çalıştığı - yeniden tanımladığı - ve gündelik hayatımız içinde yerini, kıymetini tekrar tartıştığı durum, daha çok bu alanın bilgisine dairdir.

İmkanmekan, içinde yaşadığımız çevrede kendi yerini ve bağlamını kendi üreten, meşruiyetini kendi kuran, küçük ölçekli yapılar, geçici ve uçucu müdahaleler veya eylemlerin bir toplamıdır.

Lokal olanın gerçek şartlarını değerlendiren ve kurumsal mimarlık alanı dışında kalan ve giderek paketler halinde kompartmanlaşan, metropolün tanımsız aralıklarında gündelik hayatı tasarım alanıyla buluşturmayı deneyen kollektif bir çabanın genel adıdır.

Bu çabanın en zor ve çetrefil yanı yerleşik yapının araçları ile hareket etmeden ve bizzat kendi hayatımızın gerçek şartlarına dair bir üretim için ithâl ikâme tuzaklarına takılmadan bu çabayı hâkiki kılmaktır.

Bu çerçevede, İmkanmekan bu tuzaklardan olabildiğince uzak durarak fikriyâtını yayın, eylem, stüdyo saçayağı üzerine kurmayı denemiş ve bir tür enstitü kültürü temrinini yerleştirmeye gayret ederek olası uygulamaları bu kültürel zeminde yeşertecek bir ekim yapmayı hedeflemiştir.

Umarız ki bu çaba ve belki bu çapalama ile bu toprak, bu tohumları sağlıklı yetiştirebilir ve bize hâli hazır ağaçlarımızı meyveleyecek yeni taşlar verir.


Hakan Tüzün Şengün



İmkanmekan : Kamusal Mekanda Küçük Ölçekli Müdahaleler

1. Baskı, Aralık 2010 , İstanbul , s. 36-39


Bekçi [ , ] kulübesine koştu.1


The above given sentence is one of the most frequently given examples to demonstrate how punctuation marks can cause shifts in ‘meaning’.

The absence of comma replaces the watchman ‘as subject’ with the presence of a ‘hidden subject’, without having to change the structure of the sentence.

Punctuation marks, strolling among adjectives, prepositions, adverbs and predicates, are capable of reconstructing ‘meaning’ in our logics and reassemble the context -devoid of all its intended meanings- in our minds.

Our links to the existence of all structures within the built environment are related to the meanings these structures produce together with their environments, as much as to their individual core qualities.

The condition that the İmkanmekan team has been working on and accumulating, distilling –redefining- , and discussing the place and value of within everyday life, has got something to do with the knowledge of this envrionment.

İmkanmekan is the total-sum of small scale structures, temporary and ephemeral interventions, or actions that legitimize and produce their very own posittionings and contexts within the lived environment.

It is the name of a collective effort that makes use of the real conditions of the local, and tries to bring together the everyday life -which has fallen out of the realm of institutional architecture and has become categorized in bulks within the undefined gaps of the city- with the field of design.

The most difficult and tricky aspect of this effort is to render it ‘real’ without acting upon the tools of the endemic structure and without falling into the traps of imported strategies in devising a mode of production that relates to the real conditions of our very own lives.

It is within this framework that İmkanmekan has tried to establish its intellectual engagements upon a trivet of publications, actions and studios in the effort to avoid these traps, and strived to install a ‘culture of institutes’ by aiming at a process of cultivation that will sprout potential practices on this cultural terrain.

We hope that with this effort and the effort to hoe, this land can breed these seeds in good health and give us

... new stones to fruit our already existing trees.2


1 The meaning of the phrase ‘Bekçi [ , ] kulübesine koştu’ is not important within the context of this narative. As it will also be mentioned in the coming paragraphs, it is just a phrase that is commonly used to show how punctuation marks can alter the meaning of a sentence. Depending on the use of comma, it can either mean ‘s/he ran to the watchman’s cabin’ (without a comma), or ‘the watchman ran to his cabin’ (with a comma).

2 The final part of the sentence (i.e. ‘new stones to fruit our already existing trees’) is a play of words which departs from the Turkish proverb ‘meyve veren ağaç taşlanır’. A direct translation would be ‘the fruit bearing tree gets stoned’ and its English equivalent would be ‘the nail that sticks up gets hammered down’. The play of words seek to voice İmkanmekan’s hope that the results of their efforts and practices will provide them with new tools that will help them craft new ideas, or creations to shake the grounds of architectural convention.


Çeviri : Özlem Ünsal


ONION

Yeni Mimar ~ Temmuz ' 10
Mimarlık ve İç Mimarlık Arasında

Yolları Çatallanan Bahçe



Yemek ve Kültür ~ İlkbahar , 2010
Kent Toprağının Asıl Sahipleri , Söyleşiler , Oda Projesi , s.112

Bin•Bir

























Yemek ve Kültür ~ İlkbahar 2010 , Bilmece , s. 144

A FORTIORI



















Yeni Mimar ~ Nisan ' 10
Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması , Nevzat Sayın

APART • MAN













The Tale of Genji , Murasaki Shikibu




İnsan temelde yalnızdır. Üst katlar için kesin bir şey söylenemez.
Cem Akaş , “ 7 ”




Z .

Kamusal mekânı kavrayışımıza ilişkin ele alabileceğimiz en kritik soru “kamusal mekân neden bu kadar kıymetli ?” sorusudur çünkü aslında kamusal mekânı ontolojik bir kavrayış çerçevesinde çözümlemeden mekânı ve genelde kenti kavrayışımıza ilişkin her tür değer problemi sorusu bir tarafıyla hep boşlukta kalacaktır. Bu değer problemini çözmek için bize oldukça doyurucu cevaplar veren Levinas ontolojisinde, örneğin, dünya üzerindeki varlığımız, öncelikle ilişkide olduğumuz varlıklar ve şeylerle bir kuşatılma ve onun getirdiği olanaklar –ile varolmadır. Levinas'ın ele aldığı biçimiyle, oluş, öz (esse) ve başka(autre) arasında bir sürekliliktir. Çünkü öz kendi etkinliğini kesintiye uğratmaya yönelik her türlü hiçlik aralığını doldurarak “süreklilik” etkinliğini sürdürür.

I .

Bu süreklilik arzusu, Levinas'a göre “Esse interesse” dir. Yani “Öz çıkar bulmaktır” Sözcüklerin kökensel anlamlarına bakarsak , latince'de esse “varlık” anlamına, inter de “ara” anlamına gelir. Bu şekliyle “Esse est interesse”, “varlık aralarda varolandır” ya da “varlık, varlıkların arasındadır” olarak okunabilir ancak Levinas bu kalıbı “intéressement”ı ilgilenmek anlamında “bir çıkar bulmak” olarak kullanır. Bu anlamda varlık, başka'ya yönelmiştir ve başka'lık üzerinde yol alır. Var-oluş aslında bu yönelimde (conatus) yani varlığın başka'ya doğru girişimindeki müzakere ve çatışmadadır. Bununla beraber, başka –ile varolmayı ve varlığın her tür hiçlik aralığına doğru “intéressement” ile kendini sürdürmeye yönelmiş olduğunu anlıyoruz.

II .

Bu anlayış bize temel varoluşumuz adına en kıymetli durumun aslında öncelikle “girişim” ve “ziyaret”te olduğunu söyler. Varoluşumuz ile ilgili bütün edimlerimiz ve eylemlerimiz bu kamusal mekânda gerçekleşir. Kamusallık bu manâda aslında bu girişim ve ziyaretlerin mekânıdır ve bu bağlamda değerlidir ve kamusal mekân – aslında – başka ile “müzakere”de anlam kazanır ve bu yaşantıların katmansallığında değerlenir.

III .

İmkanmekan atölyeleri dizisinde, 2010 atölyeleri içinde yer alan ilk atölye bu bakışın ürünü olarak 06 Şubat 2010 tarihinde Taşkışla doktora odasında gerçekleşen APART•MAN atölyesi, daha çok bir yuvarlak masa toplantısı veya 'debate' olarak ele aldığımız tasarlanmış bir tür buluşmaydı. 12 grubun ve yaklaşık 30 kişinin katılımıyla gerçekleşen bu atölye belki de ilk kez mimari ölçekte kentlerde ikâmetin en yaygın biçimde gerçekleştiği apartman olgusunu kamusal mekân perspektifinde ele alarak ; giriş katında, çatı kotunda, sokak veya arka bahçe ile ilişkisinde, sağır cephesinde belki balkonlarında hatta bizzat kurgusal olarak ele alınışında apartmanın bize hangi 'imkan'ları sunabileceğini tartıştı.

IV .

Konuyu ele alışların neredeyse tamamının – temelde – apartmanda ikâmeti ; “başka – ile varolma” biçimlerimizi yeniden düşünmek üzerine kurulu öneriler ve apartmanı bir olgu olarak baştan ele alan kavrayış eksenleri üzerinde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Gündelik yaşantının tüm eklemleri – bir kedinin apartman ile kurduğu gündelik ilişkiden , kapıcı olgusunun apartmanı dönüştürme olanaklarına kadar – tartışılırken belki de adı konmayan en önemli çıkarım, kamusal mekandaki girişim ve ziyaretin ve “ara”daki varoluşumuzun bizi dönüştürme gücüne dair bir inancımız olduğu idi. Bu anlamda diyebiliriz ki, yaşantımızın pek çok halihazır olgusu ile ilgili sorunlarımız, temelde kamusal mekanı kavrayışımıza ilişkin değer algımız ile ilgili. Ve biz bu değer algısını dönüştürmedikçe, hem “ara”ları yok ederek kompartmanlaşacak ve başka – ile varoluşumuzun gücünden mahrum kalacağız , hem de kentselliğin bizi daha çok “ara”larda yakalayan medeniyet algısını kendimize epey uzak tutacağız.

Betonart , Sayı 26 , İlkbahar 2010 , s.19

GAAK


Yeni Mimar - Şubat ' 10 ~ Haydarpaşa'da Yeni Sorular

KIND OFF


Yeni Mimar - Ocak 2010 ~ " Türkiye'de mimari çeşitlilik mi, o da ne ? "

MASS*K

















Yeni Mimar - Aralık 2009 ~ " Nostalji mi ? İdeoloji mi ? "

İMKANMEKAN : APARTMAN



Sevgili İmkanmekan Sakinleri ,

İmkanmekan, kentlerde yaşam kalitesini artırmaya yönelik küçük ölçekli müdahale olanaklarını araştırmak ve yaygınlaştırmak amacıyla Ocak 2007’den beri çalışan bağımsız bir oluşumdur. İmkanmekan grubu bu çerçevede kamuoyunun ilgisini kamusal mekana çekebilmek adına alternatif tasarım ve uygulama süreçleri ile yeni tasarım ve üretim biçimlerini denemektedir.

Eylül 2009’dan bu yana, çalışmalarına İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın desteği ile devam eden İmkanmekan grubu, bu proje kapsamında dördü tasarım atölyesi olan yedi etkinlik, İmkanmekan web sitesi ve kamusal mekan tasarımına ilişkin yazılar ve projelerden oluşan kitabını 2010 yılı sonunda tamamlayacaktır.

Bu dört tasarım atölyesinden biri olan APART-MAN, 06 Şubat 2010 tarihinde gerçekleşecektir. Atölyenin amacı kentte ikametin en yaygın biçimi olan 'apartman'ın olanaklarını kamusal mekan perspektifinde tekrar düşünmektir. APART-MAN atölyesi 06 Şubat 2010 tarihinde, sizi gündelik hayatın içinde ve kamusal mekanın hemen eşiğinde ; giriş katında, çatı kotunda, sokak veya arka bahçe ile ilişkisinde, sağır cephesinde belki balkonlarında hatta bizzat kurgusal olarak ele alınışında hangi 'imkan'ları sunabileceğini yeniden düşünmeye çağırıyor.

Atölye'ye katılım için bir A2 poster ve bir digital sunum yeterlidir. Posterler, 18 Ocak 2010 tarihine kadar imkanmekan@gmail.com adresine gönderilmelidir. Atölye, digital sunumun ardından kamuoyuna açık olarak gerçekleşecek ve tasarımcıların katıldığı bir yuvarlak masa toplantısı ile tamamlanacaktır.

Yuvarlak masa toplantısı ve öneriler daha sonra atölye kitapçığında yayınlanacaktır.

ENRIQUE PEÑALOSA



Yeni Mimar , Kasım ' 09 , " Yaşanabilir Kentin Reçetesi "
Enrique Peñalosa - Asu Aksoy Röportajı illüstrasyonu .

GÜNEŞ KORUSU



Güneş Korusu anıtının temel fikri ; bir doğa parçası ve bir teknik yapının [artifact] birlikteliğinden "yaşayan bir anıt" üretmektir. Anıt böylelikle rüzgar ve yağmur ile soğukta sıcakta ve farklı mevsimlerde, farklı renk ve dokular üreten ve çevresine kendiliğinden eklemlenen bir "yapı" olacaktır.




YAŞAYAN - YEŞİL - BİR ANIT !

Güneş Korusu ' yeşil ' bir anıttır. Güneşten aldığı enerjiyi kullanarak aydınlatma için gerekli enerjiyi gün boyunca biriktirir. Yağışla aldığı suyu kullanır ve kolonlar vasıtası ile drene eder. Yine havuzdan aldığı su ile kolonlar yoluyla beslenir.






ANIT GÖLGESİNDE HAYAT BULMAK.

Güneş Korusu Anıtı , sadece simge bir plastik nesne olmanın ötesinde "gölgesinde hayat bulunan" bir anıttır, bir buluşma noktasıdır. Yaşayan bu yeşil anıtın zamanla değişen yapısı ve görünümünü izleyebilir, rüzgarla çıkardığı sesi dinleyebilir veya gece çevreyi aydınlatan anıtın yamacında oturabilirsiniz.

V-empire


Yeni Mimar - Ağustos ' 09 , " Üçüncü Köprü Şart mı ? "

ITU-PARK






ITU-PARK ; kongre vadisinin yeşil doku ve kompozisyonu açısından en zengin kamusal alanlarından biri olan ve farklı zamanlarda gerek ulaşım , gerekse yapılaşma adına parçalanan Taşkışla bahçesinin - Taşkışla ve Gümüşsuyu kampüsleri arasında kalan tanımsız ' parça ' nın - kente yeniden kazandırılması için açılan yarışma için önerilmiştir.



Kamusal mekanın 'şeffaflaştırılarak' , üniversitenin kurumsal kimliğine ve kamusal alana açılışına katkı yapacak şekilde yeşil dokuyu koruyarak bir VIDEOPARK olarak düzenlenmesini öneren bu ITU-PARK projesi , şu temel kararlar çerçevesinde biçimlendi :





1 . KAMUSAL MEKANIN ŞEFFAFLIĞI

ITU kampüs yerleşkesinin kongre vadisi bölgesi içinde giderek içe kapanan kentsel mekan dinamiğine olan etkisinin arttırılmasi ve üniversitenin kurumsal varlığının, kamusal mekana doğru 'şeffaflaştırılarak' katılması bu önerinin temel hedefidir.



2 . ITU : // VIDEOPARK

Öneri bir "video-park" temasi çerçevesinde gerçekleşecek bir medya alanı kurmayı hedeflemektedir ve üniveristenin, İstanbul’un kentsel açık alanlar sistemine açık ve şeffaf biçimde katılışını amaçlamaktadir.



3. AÇIK KAYNAK KÜTÜPHANE

Bilgi teknolojilerinin hayatımızın her alanına girdiği bu çağda bilgiyi şeffaflaştirarak paylaşılabilir kılmak ve kamusal alanı bu donanımla yeniden kurmak bir üniversitenin kentsel arayüzü için önemlidir. Bu öneri kapsamında ITU-PARK önerisi, görsel iletişim medyasını 'açık' biçimde kamusal alanda bir "kentsel yeşil alan" içinde kurmayı önermektedir.



4. YAMAÇTA DURMAK

Söz konusu alan konumu gereği video-park programını bir 'yamaçta' kurmaktadır. ITU-PARK programı bu anlamda , bir platform sistemi içinde, kesit üzerinde farklı kotları ve kent vistalarını zenginleştirecek şekilde kurulur.






Yemek § Kültür ' 09 ' 17



Makarnaya Dair Üç Anı - Dadı Kalfa'nın Eriştesi 
Selim İleri , S. 24

Kasap Oyunu






















YEMEK ve KÜLTÜR , İlkbahar / 2009, Sayı : 16
Kasap Oyunu , Salâh Birsel , S. 76